Bir gezegenin açı ışınını bulunmadığı bir dereceye göndermesi. Helenistik kaynaklarda burç sırasına göre geriye, sağ yöne atılan ışını anlatır.
Klasik astrolojide açı, gezegenin ışınıyla kurulan bir ilişki olarak düşünülür. Gezegen zodyakta tek bir derecede durur. Ama ışınını o dereceden sekstil, kare, üçgen ve karşıt mesafedeki noktalara gönderir. Bu noktalardan birinde başka bir gezegen varsa iki gezegen arasında açı kurulur. Işın atma, gezegenin bizzat bulunmadığı bir dereceye bu yolla etki etmesini anlatır.
Orta Çağ Arapça kaynaklarında her gezegenin yedi ışın gönderdiği anlatılır. Bunların üçü sağa, üçü sola gider. Sağdaki ve soldaki ışınlar sekstil, kare ve üçgendir. Yedinci ışın karşıt noktaya düşer.
Porfirios'a atfedilen Tetrabiblos'a Giriş iki fiili birbirinden ayırır. Burç sırasında önde duran gezegen, kendisinden sonra gelen burçlara bakar. Burç sırasında sonra gelen gezegen ise geriye, kendisinden önce gelen burçlara ışın atar. Örneğin Koç'taki bir gezegen Yengeç'teki gezegene bakar. Yengeç'teki gezegen de Koç'taki gezegene ışın atar. Porfirios bu tanımların bir bölümünü kendisinden önce yaşamış Antiokhos'tan alır. Antiokhos'un tanımında da yön aynıdır. Koç'taki yıldız, Oğlak'taki yıldıza ışın atar.
Burç sırasının tersine giden bu yön, sağ açı (dexter) yönüdür. Burç sırasıyla ileriye giden bakış ise sol açı (sinister) yönüdür. Gelenek sağ açıyı sol açıdan daha güçlü sayar. Bu, ışını atan gezegenin karşısındakine üstün geldiği anlamına gelmez. Helenistik üstün gelme öğretisinde baskın olan, burç sırasında önde duran gezegendir. Bir gezegen diğerinin onuncu burcundaysa ona üstün gelir. Yani ışını alan gezegen çoğu zaman üstün konumdadır.
Porfirios, ışın atmayı yıkım olarak gören bir görüşü Thrasyllos'a dayandırır. Bu görüş ömür hesabında, kare ve karşıt konumdaki öldürücü (anairetik) noktalarla ilgilidir.
Arapça ve Latince kaynaklarda ışınların atılması, bir gezegenin bütün açı ışınlarını kapsayan bir terime dönüşür. Arapçası maṭraḥ al-shuʿāʿ, Latincesi proiectio radiorum'dur. Mâşâallah'ın bugün kayıp olan Kitāb maṭraḥ al-shuʿāʿ (Işınların Atılması Kitabı) adlı eseri, Ebû Ma'şer'in anmasıyla bilinir. 11. yüzyılda Endülüslü matematikçi İbn Muâz el-Ceyyânî de bu konuya ayrı bir eser ayırır.
Bu kaynaklarda ışın atma bir hesap problemidir. Gezegenin sağ ve sol ışınlarının zodyakta hangi dereceye düştüğü hesaplanır. En basit yöntemde gezegenin boylamından 60, 90 ve 120 derece çıkarılır ya da bu değerler boylama eklenir. Çıkarılanlar sağ ışınlar, eklenenler sol ışınlardır. İbn Muâz gibi yazarlar ise bu yayları ekliptik yerine gök ekvatoru üzerinde ölçer. Bu yöntemde ışının düştüğü derece yükselene, gezegenin konumuna ve enleme göre değişir.
Aynı gelenekte ışın atma, tasyîr yani primer yönler hesabıyla birlikte ele alınır. Yönlendirmede bir gezegenin yalnız kendi derecesi değil, açı ışınlarının düştüğü noktalar da hesaba girer.
Güneş ışınları altında olmak, bir gezegenin Güneş'e yakınlığıyla ilgilidir. Orada söz konusu olan Güneş'in ışığıdır ve gezegen bu ışıkta görünmez olur. Işın atma ise her gezegenin kendi açı ışınını anlatır. İki terim aynı sözcüğü kullanır ama farklı kavramlardır.
Açısızlık (aversio), ışının hiç ulaşmadığı durumdur. Bir gezegenin burcundan sayınca 2., 6., 8. ve 12. burçlara ışın gitmez. Gezegen bu burçları görmez ve onlara ışın da atmaz.
Satürn Oğlak'ta, Güneş Koç'ta olsun. Oğlak, burç sırasında Koç'tan üç burç önce gelir. Güneş geriye doğru, Oğlak'taki Satürn'e sağ kare ile ışın atar. Satürn ise ileriye doğru Koç'a bakar ve Güneş'i sol kare ile görür. Satürn, Güneş'in onuncu burcunda durduğu için Helenistik okumada Güneş'e üstün gelen gezegen de odur.